BURUN ESTETİĞİNDE ŞEKİL BOYUTA KARŞI

26 Haziran 2018

İdeal şartlarda rinoplasti ameliyatı sonrasında elde ettiğimiz burunlar hem şekil hem de boyut açısından ideale yakın oluyor. Ancak ideal şartlarda…

Peki nedir bu ideal şartlar? Hastaların yüzde kaçında şartlar idealdir?



Burun estetiği açısından ideal şartlarda; burnun zaten yüze uyumlu bir boyuttadır, deri ne çok kalın ne de çok incedir, kıkırdaklar güçlüdür, burun delikleri küçüktür, alın ve burun arasındaki geçiş ne aşırı yüksek ne de aşırı alçaktır, burun içerisinde yapısal yükseklik kaybıyla sonuçlanacak ciddi bir eğrilik veya kıkırdak hasarı yoktur.

İdeal şartlardan saptığımızda (hastaların neredeyse %80’i ideal olmayan bir veya daha çok yapısal özelliğe sahiptir) ideal bir sonuca ulaşmak mümkün olmayabilir. Bu durumda ise hayatın her alanında olduğu gibi seçenekler arasında karar vermek ve öncelikleri belirlemek gerekir.

Bizim coğrafyamızda rinoplasti (burun estetiği) adayı hastalar genellikle daha küçük burunları beğenir ve arzularlar. Oysa ki aday hastaların önemli bir bölümünün burnu başlangıçta oldukça hacimli ve büyüktür. Bana ameliyat öncesinde “bu burnu istiyorum” diye fotoğraf gösteren hastaların önemli bir bölümü yüzlerine ve mevcut burun yapılarına göre küçük burunları arzuluyorlar. Burnu küçültmek beraberinde bazı sorunları getiriyor ve hastaların burnu küçültmenin beraberinde getirdiği riskler ve sınırlar konusunda çok az bilgisi var. İşte bu yazı bu bilgi eksikliğini gidermek için yazıldı.



Burun ameliyatında deriyi kesip çıkartmıyoruz veya küçültmüyoruz, yani deri sabit. Alttaki iskeleti şekillendiriyoruz ve derinin bu yeni iskeletin üzerinde yeniden biçimlenmesini onu güzel bir biçimde kaplamasını umuyoruz. Derinin belli bir küçülme “çekme” potansiyeli var ve bu potansiyel kişiden kişiye değişiyor. Eğer burun iskeletini çok fazla küçültürsek ameliyat öncesinde geniş bir yüzeyi kaplayan deri bu küçük iskeletin üzerinde bol ve biçimsiz durabiliyor. 100 kiloyken deri bir ceket aldığınızı ve sonra 50 kiloya kadar zayıfladığınızı düşünün. Ceket üzerinizde eğreti duracaktır. Burun ameliyatında da bir nebze bu örnektekine benzer bir durum var. İstisnaları olmakla birlikte temel prensip olarak burnun toplam hacmini %10-15’den daha fazla değiştirmemek gerekir. İskelet olarak fazla küçülen ancak derinin yeterince daralıp, çekemediği ve yeni iskelete adapte olamadığı durumlarda burun açılı karakterini, kenarları, köşeleri, ışık dağılımını yani definisyonu’nu kaybedebiliyor.


Burnu yapısal olarak fazla küçültmenin bir diğer sonucu hava yolunun da burun hacmine paralel olarak hatta bazen katlanarak daralması. Çok büyük bir burundan küçük bir buruna geçip de küçücük olan burnun eskisi kadar iyi nefes almasını beklemek elbette hayalperestlik olacaktır.

Özellikle burun kanatları geniş ve burun delikleri büyük olan hastalarda burnu küçültürken daha bir dikkatli olmakta fayda var. Burun küçüldüğünde kanatlar göreceli olarak daha da büyük görünecektir. Bu sebeple hali hazırda burun kanatları geniş olan bir hastada burun küçültülür ve burun ucu yüksekliği azaltılırsa mutlaka kanatları da küçültmek gerekecektir. Kanat küçültme hem geride kalıcı bir iz bırakır hem de geri dönüşsüz bir basamaktır, yani beğenmezseniz eski haline getirilemez.

Burnu fazlaca küçültmek bu açılardan çok sevdiğimiz bir strateji değil ancak bazı hastalarda nadiren ve ister istemez dramatik küçültmeler yapmak gerekebiliyor. Burnun çok büyük, adeta devasa boyutlarda olduğu hastalarım oldu ve yukarıda saydığım olumsuzluklar pahasına burnu %30-40 düzeyinde küçültmem gerekti. Eğer siz de bu durumdaysanız riskleri ve limitasyonları göze alıp yine de burnunuzun küçülmesini tercih edebilirsiniz.



Bu saydıklarımdan başka pek çok detayı burnun yeni şeklini belirlerken göz önünde bulunduruyoruz. Mesela burun sırtını alçaltırken kaybettiğimiz hacmi burun ucunu yükselterek bir başka bölgeden kazanıyoruz. Mesela burnu kemerliymiş gibi gösteren alçak radix’i (alın-burun birleşkesi) doldurup yükseltiyoruz ve kemeri alçaltmak yerine kemer illüzyonunu ortadan kaldırıyoruz.

Benim akademik çalışma alanlarımdan birisi de burun yumuşak doku siteminin iskelete yeniden adaptasyonu. Bu konuda geliştirdiğim “Scroll Reconstruction” isimli cerrahi teknik estetik cerrahinin en saygın bilimsel dergisi olan “Aesthetic Surgery Journal” da yayınlanarak tıp literatürüne girdi. Çalışmanın literatüre katkısı kısaca; burnu küçülttüğümüz hastalarda yumuşak doku ligament sisteminin iskelete daha dengeli adaptasyonunu sağlayabilmek.

Rinoplasti’nin amacı güzel bir burun elde etmektir. Burnun güzelliği temelde onun şekliyle daha az olarak da boyutuyla ilişkilidir. Bu sebeple güzel bir şekil elde edebilme amacı, istenilen boyutta ulaşma amacından daha önceliklidir. Eğer yukarıda bahsettiğim “ideal” özelliklere sahip bir aday değilseniz muayene ve planlama aşamasında arzu edilen şekle ulaşabilmek için “boyut” konusunda esnek olmanız gerekebileceğini bilmelisiniz. Bu detaylardan dolayı muayene, bilgilendirme, planlama aşamalarının her birisi büyük öneme sahip.

Biz rutin olarak ameliyat öncesi bilgisayar planlamasında size nasıl bir şekil ve nasıl bir boyut planladığımızı gerekçeleriyle beraber anlatıyoruz ve ameliyat sonrasında sizi bir sürprizin beklemediğini bilerek ameliyata giriyorsunuz.

Burun ameliyatı ile ilgili detaylı bilgi almak için bize her zaman ulaşabilirsiniz.

Sevgiyle kalın,
Güzel kalın.


Önceki Yazı
Kalın burun derisi

© 2017 Ozan Bitik. Tüm hakları saklıdır | Design by AlevKarimi