NAZOLABİAL KATLANTI

4 Şubat 2019


Hastaların çoğunlukla ağzımın her iki yanındaki derin kırışıklık şeklinde tariflediği alandır. Google’a -nasolabial fold- yazıp görsellerine ulaşabilirsiniz.

Nazolabial demek Latince’den tercümesi ile “burundan dudağa” demektir. Nazolabial katlantı(fold) burun kenarından ağız kenarına doğru uzanan ve dudak ile yanağı birbirinden ayıran anatomik geçiş hattıdır.

Yaşlandıkça giderek derinleşir, çoğu zaman alt dudaktan çeneye doğu inen “marionette katlantısı” ile birleşir. Yaşlı yüzlerin karakteristik özelliklerinden birisidir ve derinleşmesi en kendiyle barışık bireyler için bile göze takılan bir durum haline gelebilir.



Nazolabial katlantının belirginleşmesinden rahatsız iseniz bu yazı sizin için.

Nazolabial katlantı pek çok faktörün etkisi altında oluşan bir deformasyon.

Mesela mimik hareketlerinden etkilenir. Gülme kasları aktive olduğunda, yanak yağ kitlesini adeta bir akordeon gibi sıkıştırır. Bu sıkışmanın sonucu olarak ağız ve yanak sınırındaki deri ve deri altı yağ dokusu tekrarlayan basınca bağlı olarak incelir ve burada bir kırışıklık meydana gelir.

Nazolabial katlantının oluşumunda önem arz eden bir diğer faktör yanak kitlesinin bir bütün olarak sarkmasıdır. Yanak sarktıkça sadece aşağı doğru değil aynı zamanda yüzün merkezine doğru da hareket eder. Yanak kitlesini elinizle yukarı ve dışarıya doğru hareket ettirdiğinizde nazolabial katlantının düzeldiğini gözlemleyebilirsiniz. Yüz germe ameliyatı işte o elinizle yaptığınızı kalıcı olarak elde etmenin yoludur.

Nazolabial katlantı kemik iskelet anatomisinden de çok etkilenir. Üst çene kemiği geride olan bireylerde bu katlantı çok erken yaşlarda ve çok derin bir biçimde belirginleşir. Özellikle yaşlanma sürecinde diş kayıpları nazolabial katlantının bir anda aşırı belirginleşmesine yol açabilir. Çevrenizde takıp çıkarılabilir diş protezi olan bir yakınınız varsa protez yerindeyken ve protez çıktığında yüzü gözlemleyin. Protez çıktığında, bir anda nazolabial katlantının derinleştiğini, üst çenenin gerilediğini ve yüzün saniyeler içinde 5-10 yaş daha yaşlı göründüğünü gözlemleyebilirsiniz. Üst çenenin protez diş ile desteklenmesi veya buradaki kemik yüzeye ameliyat ile bir paranazal implant yerleştirmek, nazolabial katlantıyı anatomiye uygun bir biçimde belirgin ölçüde düzeltebilir. Nazolabial katlantının altta yatan bir iskelet kusurundan kaynaklandığı durumlarda yüz germe ameliyatıyla ne kadar çekerseniz çekin nazolabial katlantıda etkin bir düzelme elde edemezsiniz.



Nazolabial katlantının oluşumundaki bir diğer önemli faktör de cilt altı yağ dokusundaki hacim değişimleridir. Özellikle yanaktan belirgin olarak kilo alan ve sonra bu kiloyu hızlıca kaybeden bireylerde kilolu dönemde gerilerek genişleyen deri zayıflayınca boşalıp sarkar. İleri derecede kilo kaybı olan bir grup hastada nazolabial katlantı yüz germe ameliyatı ile bile tek başına etkin olarak giderilemeyebilir ve bu durumlarda katlantıyı deri üzerinde bir iz bırakacak şekilde kesip almak gerekebilir.

Bu noktada yanağın deri altı yağ dokusu hacmini azaltan tüm yöntemlerin nazolabial katlantının belirginleşmesine/derinleşmesine yol açabileceğini vurgulamak gerekiyor. Diğer yazılarımda da bahsetmiştim; bişektomi, yüze liposuction, yağı eriten mezoterapi, deri altında ısı hasarı oluşturan ve yağ dokusunu eriten enerji bazlı uygulamalar işlemi takip eden aylar içerisinde nazolabial katlantıyı derinleştirebilirler.

Nazolabial katlantıyı tedavi etmenin en basit yöntemi bir dolgu maddesi ile katlantının iç tarafında yer alan ve üst kenarını burun kanadının, dış kenarını ise nazolabial katlantının oluşturduğu ve göreceli olarak çukurda kalan üçgen alanı doldurmaktır. Bu işlem hızlı ve etkili bir biçimde katlantının derinliğini ve görünürlüğünü azaltır. Ancak bilinmesi gereken nokta yüzün gerçekten sarkık olduğu bireylerde nazolabial katlantıyı doldurmanın estetik açılanmadan ve kontur geçişlerinden yoksun amorf bir yüz yapısı oluşturabileceğidir.

Benim akademik araştırma alanlarımdan birisi de yüz germe ameliyatlarının yüzün en merkezi kısımlarına olan etkisinin ve bu etkinin kalıcılığının nasıl arttırılabileceği.



Klasik yüz germe (deri germe) ameliyatlarında yüzü yandan çektiğimiz için uyguladığımız kuvvetin yüzün merkezine yakın nazolabial katlantıya erişimi sınırlı oluyor. Nazolabial katlantıya kadar deriyi zeminden ayıran “genişletilmiş subkütan” yaklaşımlar nazolabial katlantıyı düzeltmede etkili ancak (1) hem derinin kan dolaşımını riske atıyor (2) hem de ameliyattan sonraki süreçte deri gerginliğini kaybedip esnediğinde ilk nüks eden belirti çekme kuvvetine en uzakta kalan nazolabial katlantı oluyor. Derin plan ameliyatın da kendine has limitleri var. Bu paragrafı okuyunca kafanızın karışabileceğini biliyorum. Teknik konulardan bahsettim ve amacım size plastik cerrahi öğretmek değil. Sadece bu kısıtlı alan için bile ne kadar kafa yorduğumuzu bilmenizi istiyorum. Bu soruna çözüm olarak bir ameliyat tekniği geliştirdim. 2018’de ulusal kongremizde sundum. An itibarı ile bilimsel yayın aşamasında olan bu tekniğin adı “Çift Seviyeli SMAS Plikasyonu”. Yaşlanma belirtilerinin ağız çevresinde yoğunlaştığı hastalar için tasarlanmış bir yüz germe ameliyatı tekniği. İnstagram hesabımda örneklerini görebilirsiniz. Ayrı bir yazıda bu tekniğin detaylarından bahsedeceğim.

Nazolabial katlantının “al eline iğneyi, bas deriye dolguyu” şeklinde ele alınabilecek basitlikte bir olgu olmadığını umarım açıklayabilmişimdir.

Nazolabial katlantının belirginleşmesi/derinleşmesinden rahatsız iseniz ve tedavi seçenekleri ile ilgili bilgi almak isterseniz, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bizimle iletişime geçebilirsiniz
Sevgiyle kalın, Güzel Kalın.


Önceki Yazı
Ponytail Lift

© 2017 Ozan Bitik. Tüm hakları saklıdır | Design by AlevKarimi