YÜZ GENÇLEŞTİRME AMELİYATI İÇİN VAKİT ÇOK MU ERKEN?

18 Aralık 2018


Yüz gençleştirme ameliyatları için ideal zamanlama plastik cerrahi literatüründe klasik olarak 50’li yaşların ortaları olarak tanımlanmıştır. Bu yaş grubunda yüz yaşlanmasının nerdeyse tüm belirtileri ortaya çıkmıştır ve hastalar yapılan ameliyatlardan belirgin görsel fayda sağlarlar. Daha erken yaşlarda çok da bir şey değişmemiş gibi görünür, daha ileri yaşlarda ise iyi bir sonuç almak için çok daha kapsamlı kombine işlemler gerekli hale gelir.

Yüz gençleştirme ameliyatı bir tıbbi gereklilikten değil daha genç ve daha güzel bir yüze kavuşma arzusundan temel alır. Gençleşme arzusu insanın içinde sebepsiz yere yükselmez, her bireyin kendine has hayat tecrübeleri ve gelecek beklentileri vardır. Şu bir gerçek ki, hayat hiçbir konuda evlatlarına adil davranmıyor. Yüz yaşlanması da bu kuralın bir istisnası değil.

Yüz yaşlanmasına ait belirtilerin kronolojik yaşının çok ötesinde olduğu hasta grubunda yüz gençleştirme ameliyatlarını klasik önerilerden daha erken yaşlarda yapabiliyoruz.

Gelin hangi durumlarda yüz gençleştirme ameliyatlarını rutinden daha erken yaşlarda yaptığımıza bir göz atalım:



1. Masif kilo kaybı hasta grubu: Deri esnekliğinin bir sınırı vardır. Dokular büyüdükçe deri derilir, esner ve büyümeye adapte olur. Oysa doku küçüldüğünde deri de dokuyla beraber küçülemez. Bol kalır ve sarkar. Gebelik sürecindeki kadınların karnında ve göğüslerindeki büyüme gebelikten sonra ortadan kalktığında, bu bölgelerde sarkma olması kaçınılmazdır. Benzer biçimde gençliği boyunca vücut geliştirme sporuyla uğraşmış kişiler kas kitlesini kaybettiği anda deri sarkar. Çağımızın en önemli sağlık sorunlarından birisi obezite. Aşırı kilo aldığımızda cilt altındaki yağ kitlesi cildi geriyor, esnetiyor. Bir dirhem yağ bin kusur örter derler. Obezite tedavisinin ilerlemesi ile ortaya masif kilo kaybı yaşayan bir hasta grubu çıktı. 25 yaşında 130 kilo vücut ağırlığından, ameliyatla 65 kiloya düşen bir genç hayal edin. Kiloluyken yüz cildi 1-2 beden büyüdü, kilo verince de yüz iskeletine göre bol kaldı ve sarktı. Masif kilo kaybı hasta grubu klasik olarak kendi yaşının çok ötesinde bir yüz cildi gevşekliği ve sarkması ile başvuruyor. 30 yaşındaki hastanın yüzü, 45 yaşında gibi görünüyor. Bu grupta ameliyatı 30’lu yaşlarda da yapabiliyoruz. Sen hayatının 30 ila 55 yaşları arasını teyzen gibi görünerek geçir, 55’e geldiğinde ameliyat ederiz demek gibi bir lüksümüz yok. Çünkü hasta bu yaş aralığında duygusal ve cinsel açıdan belki de hayatının en aktif dönemini yaşayacak. Kronolojik yaşının ötesinde bir yüz yaşlanması ile başvuran hastaların önemli bir bölümünde cilt esnekliğinin azaldığı 30-50 yaş arası dönemde, 20 kg ve üzeri kilo değişimi hikayesine sıkça rastlıyoruz.

2. Yoğun Stres: Kanser tedavisi, kemoterapi ilaçları, steroid tedavisi, yoğun iş ve hayat stresi erken yaşlandırır. İşini kaybeden, ailesini veya eşini kaybeden, travmatik bir boşanma süreci geçiren insanların yüzlerine dikkatli bakın, bazılarının 1-2 yıllık süreçte 5-10 yıl yaşlandıklarını gözlemleyebilirsiniz. Bu hasta grubunda “kaderine küs, evet erken çöktün ama 55 yaşına kadar bekleyelim” demek gibi bir lüksümüz yok. Hayat bir şekilde devam edecek ve biz bu süreçte hastalarımıza destek vereceğiz.

3. Eş Uyumsuzluğu: Eşimiz, canımız, çok seviyoruz. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur ama insanlar konuşuyor, üzülüyoruz. Şu sevenleri bir rahat bırakamadılar. Birisi 37 ama 45 gösteriyor. Diğeri 35 ama 30 gösteriyor. Yaşlı gösteren kadın, “birisiyle tanışmaya gideceğim utanıyorum” diyor. Yaşlı gösteren erkek, “babası yaşında adamla evlenmiş demesinler istiyorum” diyor. Erken yaşta yüz gençleştirme ameliyatı yaptığımız hastaların bir bölümünde hastaya ameliyatı arzulatan gerekçe eşiyle uyumlu görünmek. Bu gerekçe benim açımdan son derece makul. Siz bir yastıkta kocayın, kocadıktan sonra gelin demiyoruz, hasta fayda görecekse ameliyatı yapıyoruz.

4. Geçirilmiş başarısız estetik tedaviler: Hep söylüyorum. Cilt altı yağ kitlesini azaltan, ciltte ve cilt altı dokularda ısı hasarı yaratan, mimik kaslarında aşırı zayıflama ve incelmeye yol açan tüm estetik tedaviler bir grup hastada tam aksine yaşlanma belirtilerinin erken ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Bu grup ameliyatsız uygulamaların yarattığı hayal kırıklığının da etkisiyle daha erken yaşlarda ameliyat adayı olabiliyorlar.

5. Yüzü yaşlanma sürecinde desteklemek amaçlı erken tedavi seçeneği: Yüz gençleştirme ameliyatı erken yaş grubunda yapıldığında henüz yaşlanma belirtileri tamı tamına oturmadığı için çok çarpıcı bir önce-sonra farkı ortaya çıkmaz. 40’lı yaşların başında ameliyat olan bireylerin yüzünde neyin değiştiğini fark edebilmek için standardize önce/sonra fotoğraflarını analiz etmek gerekir. Çoğu zaman sosyal hayatta “sende bir değişiklik var ama ne olduğunu anlamadık” şeklinde tepkiler alınır. Bu kadar erken dönem yüz yaşlanması için veya bu kadar az değişim için ameliyat olmaya değer mi? Bu bir tartışma konusu. Ancak şurası bir gerçek ki ameliyat, yüzü cerrahi olarak destekleyeceği için yerçekimine bağlı belirtiler yüz gençleştirme ameliyatı olmuş hasta grubunda daha geç ortaya çıkacaktır. Koruyucu etkiyi şöyle anlatabiliriz. Tek yumurta ikizi olan ve yaşlanmanın erken evrelerinde 2 kız kardeş düşünün. Birisine 42 yaşında yüz germe ameliyatı yapalım diğerine yapmayalım. Ameliyat olan kardeş ameliyattan hemen sonra ameliyat olmayan kardeşinden bir miktar daha iyi görünecektir. Her ikisi de erken evrede olduğu için aralarında dramatik bir fark oluşmayacaktır. Ancak iki ikizi de 55 yaşına kadar takip ederseniz ameliyat olan ikizin yüzünün olmayandan çok daha iyi yaşlandığını görebilirsiniz. Plastik cerrahide yapılan ikiz çalışmaları bize sadece ameliyat olan ve olmayan ikizler arasındaki farklar konusunda değil aynı zamanda farklı ameliyat teknikleriyle ameliyat olan ikizler arasındaki farklar konusunda da bilgi sağlamaktadır. Yüz görünümünün mesleki/sosyal açıdan kritik olduğu ve yüz formunu korumak mecburiyetinde olan hasta grubunda daha erken yaşlarda da ameliyat yapabiliyoruz.

6. Erken yaşlanmaya yatkın kemik morfolojisi: Kemik iskeletin şekli bireyden bireye belirgin farklılıklar gösterebiliyor. Elmacık ve çene kemikleri belirgin olan, kemikle yumuşak doku arasındaki bağların genetik olarak sık ve güçlü olduğu yüzler yerçekimine bağlı yaşlanma sürecine daha dirençli oluyorlar. Tam tersine elmacık kemiklerinin az geliştiği hastalarda yanak çok daha hızlı bir biçimde düşüyor, üst çene kemiğinin az geliştiği hastalarda ağız çevresi yaşlanma belirtileri çok daha erken ortaya çıkıyor. Alt çene kemiğinin az geliştiği hastalarda boyun yaşlanma belirtileri çok daha erken yaşlarda ortaya çıkıyor. Alın kemiğinin az geliştiği kişilerde kaşlar erken düşüyor ve göz kapağı fonksiyonlarını bozuyor. Göz çevresi kemiklerin morfolojik farklılıkları göz çevresi yaşlanmasını, torbalanmayı, gözün ön-arka pozisyonunu etkiliyor. Mesela göz altı torbaları bazı kişilerde 14-15 yaşında ortaya çıkıyor. Erken yaşlanmaya yatkın bir kemik morfolojisi mevcut ise erken yaşta gençleştirme amaçlı cerrahi işlemlere ihtiyaç duyulabilir. Bu gruptaki hastalarda yine rutinden farklı olarak yüz germe ameliyatına ek olarak kemik yüzeyine protezler(implant) yerleştirebiliyoruz.

7. Bağ doku hastalıkları: Bazı genetik ve kazanılmış bağ doku hastalıkları yüzün çok erken yaşta çok belirgin biçimde yaşlanmasına sebebiyet verebilir. Bu hastalıkların tedavisinde erken yaşta cerrahi düzetme işlemleri gerekebilmektedir. Bazı kişilerde ise bu hastalıkların temelini teşkil eden genetik bozuklukların hafif formları mevcuttur. Hasta tüm yaşıtlarından daha yaşlı görünür ancak belirgin tanı almış bir bağ doku hastalığı yoktur. “Ara formlar” olarak nitelendirilen bu durumlarda daha erken yaşlarda gençleştirme ameliyatları yapmak gerekebilir.

8. Endoskopik ve minimal invazif ameliyat yaklaşımları: Daha kısa ve gizli izler bırakan ameliyatların ortaya çıkışı, yüz gençleştirme işlemlerini daha genç bir hasta grubunun hizmetine açtı. Bu ameliyatlar klasik ameliyatlar kadar etkili değil ancak genç hasta grubunun da klasik ameliyatların etkinliğine çoğu zaman ihtiyacı yok. Endoskopik yüz estetiğini, yüzünde henüz deri sarkması olmayan ancak yumuşak doku dağılım bozukluğunun belirginleşmeye başladığı erken yaşlanma döneminde, çoğu zaman yüzey tedavileri ve yağ doku transferi ile kombine ederek kullanıyoruz. Bu yaklaşım 35-45 yaş aralığındaki özellikle de kadın hastalarda uygun bir tedavi yaklaşımı.



Yüzünüzün görünümünün kronolojik yaşınız ile uyumsuz olduğunu hissediyorsanız,

Yüz gençleştirme / yüzü genç tutma ameliyatları için zamanlamanın doğru olup olmadığı konusunda kararsız iseniz,

Mevcut durum için tedavi seçeneklerini tartışmak veya uzun vadeli bir strateji belirlemek isterseniz,

Bizimle iletişime geçebilirsiniz

Sevgiyle kalın, Güzel Kalın.


Önceki Yazı
Nazolabial Katlantı

© 2017 Ozan Bitik. Tüm hakları saklıdır | Design by AlevKarimi